sureye adı verilen kadr kelimesi KDR kökünden türetilir, surenin ilk ayetinde geçer. kadr, kader, kadar, takdir... bu kelimelerin hepsi aynı kökten geliyor ve anlamları da çok yakın hatta iç içe diyebiliriz. kelimenin içine sure analizinde detaylı bakarız, kelimelerin ve kavramların anlamları çok önemli. "kamus namustur" diyen cemil meriç'e selam olsun. çokça yanlış yorumlanan ve yanlış aktarımlarla odağı saptırılan surelerden biridir. kelimenin ve ayetleri analiz ettikçe gerçek ortaya çıkacak, biz de payımızı alacağız.
mekkede inmiş bir suredir, medine'de diyenler de var ancak surenin verdiği mesajın genel (generic) olması sebebiyle bizce medinede inmiş olması mümkün değil. nuzül tertipli tefsirler ve meallerde de hep farklı yerlere konmuş. internette nuzül sıralamaları diye aratırsanız aişe, ibn abbas, katade, mücahid vs gibi ünlü isimlerin nuzül tertiplerine bakabilirsiniz. biz bu isimlerin tertiplerini rivayet temelli olduğu için dikkate almakta güçlük çekiyoruz. hadis konusunda travmamız var, çünkü kurana atılan taşların hemen hemen hepsinde hadis yazıyordu. aslına bakarsanız hadis kelimesi de sonradan dejenere edilmiş kelimelerden biri, sırası geldiğinde bu kelimeyi de analiz edip, gerçeği ortaya çıkarmaya çalışacağız.
sureyi fecr suresinin hemen ardına koymak çok mantıklı geldi bize. fecr suresinde vahiy öncesi sorgulamaları şahit gösteren bir ayet vardı hatırlarsanız. işte kadr gecesi ve bu konudaki sureyi de hemen fecr'in ardından analiz etmek oldukça hoş göründü gözümüze. sureye başlamadan önce fecr suresinin ikinci ayetine yaptığımız tefsiri hatırlayalım: [Vizyoner Tefsir 11 - Fecr Suresi (İnsanoğlu)]
kısa bir sure, yalnızca 5 ayet. şahitliklerle başlamıyor, muhammed nebi'nin zihni genişletilmeden konuya giren direkt mesaj odaklı bir sure. kadr'in anlamı ölçü, kıymet, standart, kalibrasyon, ayar demektir. bu sure de tam bir "ayar" suresi.
suredeki ayet sayısı: 5
1. ayetin türkçesi: kesinlikle onu "kadr gecesi"nde biz indirdik
islam dünyasının bölündüğü ayetlerden biri ile daha karşı karşıyayız. kelime kelime analiz ederek gerçeği açığa çıkarıp, bölünmenin nedenlerini kavrayacağız. kelime kelime analize başlayalım
inna => inne + na. "inne" kesinlikle, şüphesiz demektir (inniyet = varlık). "na" biz demektir.
inna => inne + na. "inne" kesinlikle, şüphesiz demektir (inniyet = varlık). "na" biz demektir.
enzelnahu => enzel + na + hu. enzel => inzal, nuzül. na, biz demekti, hu da o demek = "onu biz indirdik"
fi, ismin de hali; leyl'in gece olduğunu da herhalde leyl suresi analizinden hatırlayacaksınız. ayet aslında kolay anlaşılır gibi dursa da gönlümüz bazı kelimelerin içini deşerek rahatlayacak. öncelikle ayetteki vurgu inna kelimesinde yani "biz" kelimesinde. nuzül olan neyse onu "biz" indirdik, inen şeyle ilgili tasarruflarını inen şeyin "biz"im tarafımızdan indirildiğini bilerek yap mesajı vardır bu ayette.
nuzül, inzal, enzel... inmek, indi, iniş... kelimenin dümdüz çevirisi inmek. peki ama nedir bu iniş, nereden nereye nasıl niçin iniyor? niçinini biliyoruz: ortak ve çoğulcu bir yaşam kurmak. diğer soruların cevapları için müfessirlerimiz ve islam düşünürleri bu konuda türlü türlü yorumlarda bulunmuşlar. bir grup demiş ki, o fiil "indirdik" değil "indirme sürecini başlattık" diye okunmalı. ancak geçmiş zaman fiil kipiyle yazılmış, fiil kipinde bir süreç yok, dümdüz indirdik deniyor ayette. fiilde süreçlilik var ancak kipte olmadığı için bu yorumu göz ardı edelim. bir grup diyor ki kuran önce levhi mahfuz'dan gökyüzüne (beyt-ül izze) indi, sonra oradan parça parça indi. bu yorum daha da zorlama olmuş, adeta ayeti karakolda öttürmüşler. bir diğer görüş, kuran tamamen indi ama manası inmedi diyor. bu yorumların hepsi zorlama ve hepsinde de bir ortak özellik var. bu yorumu yapanların hepsi "enzelnahu"'daki hu işaret zamirini kuran'ın bütünü olarak almışlar. halbuki hu (o) işaret zamiri ilk inen ayet paketini gösteriyor. o zaman ayeti şu şekilde okumalıyız: kesinlikle onu (ilk inen ayet paketini) "kadr gecesinde" biz indirdik. bu arada fiil geçmiş zaman kipli olsa da yine de bu iniş bir süreç içinde gerçekleşir. zaten süreçlilik ve nedensellik (yani sünnetullah-allahın iş yapış şekli, yasaları) var evrende. nebe suresi 78 ayetinde yağmurun yağmasına da "enzelna" yani biz indirdik diyor. yağmur bir seferde inmediğine göre o zaman vahyin de tek seferde inmesi beklenemez. bu da inzal-enzal-nuzül fiilinin bir süreçlilik içinde meydana geldiğini gösterir. bu şekliyle okunduğunda ilk yaptığımız yorum (indirmeye başladık) da kısmen doğru olmuş oluyor.
fi, ismin de hali; leyl'in gece olduğunu da herhalde leyl suresi analizinden hatırlayacaksınız. ayet aslında kolay anlaşılır gibi dursa da gönlümüz bazı kelimelerin içini deşerek rahatlayacak. öncelikle ayetteki vurgu inna kelimesinde yani "biz" kelimesinde. nuzül olan neyse onu "biz" indirdik, inen şeyle ilgili tasarruflarını inen şeyin "biz"im tarafımızdan indirildiğini bilerek yap mesajı vardır bu ayette.
nuzül, inzal, enzel... inmek, indi, iniş... kelimenin dümdüz çevirisi inmek. peki ama nedir bu iniş, nereden nereye nasıl niçin iniyor? niçinini biliyoruz: ortak ve çoğulcu bir yaşam kurmak. diğer soruların cevapları için müfessirlerimiz ve islam düşünürleri bu konuda türlü türlü yorumlarda bulunmuşlar. bir grup demiş ki, o fiil "indirdik" değil "indirme sürecini başlattık" diye okunmalı. ancak geçmiş zaman fiil kipiyle yazılmış, fiil kipinde bir süreç yok, dümdüz indirdik deniyor ayette. fiilde süreçlilik var ancak kipte olmadığı için bu yorumu göz ardı edelim. bir grup diyor ki kuran önce levhi mahfuz'dan gökyüzüne (beyt-ül izze) indi, sonra oradan parça parça indi. bu yorum daha da zorlama olmuş, adeta ayeti karakolda öttürmüşler. bir diğer görüş, kuran tamamen indi ama manası inmedi diyor. bu yorumların hepsi zorlama ve hepsinde de bir ortak özellik var. bu yorumu yapanların hepsi "enzelnahu"'daki hu işaret zamirini kuran'ın bütünü olarak almışlar. halbuki hu (o) işaret zamiri ilk inen ayet paketini gösteriyor. o zaman ayeti şu şekilde okumalıyız: kesinlikle onu (ilk inen ayet paketini) "kadr gecesinde" biz indirdik. bu arada fiil geçmiş zaman kipli olsa da yine de bu iniş bir süreç içinde gerçekleşir. zaten süreçlilik ve nedensellik (yani sünnetullah-allahın iş yapış şekli, yasaları) var evrende. nebe suresi 78 ayetinde yağmurun yağmasına da "enzelna" yani biz indirdik diyor. yağmur bir seferde inmediğine göre o zaman vahyin de tek seferde inmesi beklenemez. bu da inzal-enzal-nuzül fiilinin bir süreçlilik içinde meydana geldiğini gösterir. bu şekliyle okunduğunda ilk yaptığımız yorum (indirmeye başladık) da kısmen doğru olmuş oluyor.
kadr gecesi nedir?
kadr kelimesinin anlamını en başta vermiştik: ölçü, kıymet, değer, standart, kalibrasyon, ayar, takdir, kadar... arapça sözlüğe baktığımızda yazan şu: bir şeyin meblağına, künhüne ya da mahiyetine delalet eder. kadr gecesi miktar, değer ya da özü itibarı ile diğer gecelerden ayrılmıştır. peki tam burada bazı soruları sormamız lazım. kadr gecesi önceden belli bir gece miydi, ilk ayet paketi de özellikle o özel gecede indi? kadr gecesi özel bir gece ise bunun tekrarlanma (o gecenin tekrar yaşanması) sıklığı nedir? hangi takvime göre bu geceyi arayacağı, ay mı güneş mi? neden bu gecenin hangi gece olduğu hakkında bir sürü birbirinden farklı hadis var? bu gecenin hangi gece olduğunu neden muhammed nebi kimseye söylemiyor? bu gecede yapılan ibadet ritüelleri ile ilgili nakledilenler gerçek olabilir mi?
bir çok soru sorduk. öncelikle şunu söylemek lazım, herhangi bir zaman parçasının diğerlerine üstün kılınması mümkün değildir, bu allahın bir çok ismiyle çelişen bir şey. bir yıl boyunca her haltı yesin, sonra kadr gecesinde işi tatlıya bağlasın. öyle şey olur mu hiç? diğer söylememiz gereken şey bir sonraki ayetin analizinde de göreceğimiz üzere kadr gecesinin belli bir işaretli günü olmaması. bu işareti herkes kendince koymaya çalışmış, en yaygını ahmed bin hanbel'in naklettiği hadise göre ramazan ayının yirmiyedinci gecesi. başka bir görüş diyor ki bedir zaferinin yaşandığı ramazanın onyedinci gecesi; başka biri de ramazanın altıncı günü demiş, şaban'ın onbeşi diyen bile var. bu görüşlerin hepsinin çok ciddi sayıda takipçisi var. kuranda özellikle verilmeyen bir zaman işareti konusunda insanlar neden bu gece için bir zaman işareti koymak ister? insan hiç mi okuduğu kitabı anlamaz? insanlardaki kısa yoldan köşeyi döneyim tutkusu gibi, kısa yoldan cennete gireyim tutkusu var malesef. bu tutku öylesine kör ediyor ki insanı, inandığı din hakkında bilgi alabileceği tek kaynağı (kuran) göremiyor. sanıyoruz ki kuran'ın muhtevasını koruma yöntemi budur, allah insanları öylesine yaratmış ki, içi kirli insanların bu kitaba ulaşmasını kendi içlerindeki bu kirli tutkular engellemektedir, gerçekten hayran olunası bir koruma yöntemi, allahu ekber. allah, kuran ayetlerini insanları yüceltsin diye göndermiştir ancak insanlardan büyük çoğunluğu öylesine kibirliler ve öylesine şark kurnazları ki kuranlarını duvarlara süslü kılıflarda asarak yüceltmişler, tecvidli okuyarak şarkılaştırmışlar, ancak kendilerini de müslüman saymışlar. suyun değerini karşısına geçip izleyerek anlayamayacağımız gibi, kadr gecesinin kadr'ini de kuran ayetlerini özümsemeye çalışmadan anlayamayız. devamını bir sonraki ayetin analizinde getirelim.
2. Vemâ edrâke mâ leyletu-lkadr(i)
2. ayetin türkçesi: idrak eder misin sen, kadir gecesinin ne olduğunu (mahiyetini)
idrak etmek, tüm yönleriyle kavramak demektir, anlam içinde süreç barındırır ve tecrübe barındırır. demek ki kadr gecesinin ne olduğunu idrak edebilmek için bir süreçten geçmek ve o süreci tecrübe etmek gerekiyormuş. ayette ki "ma" iki anlama gelebilir, zaman ya da mahiyet. o halde ayetimi iki şekilde de çevrilebilir ancak birini diğerine tercih etmek hata olur, ikisini de bir arada düşünmek gereklidir. "ma" zaman anlamına gelecekse çeviri şöyle olur: nereden bileceksin sen kadr gecesinin ne zaman olduğunu? burada şunu söylemek lazım, herhangi bir ortalama zekalı insan hayatının en farklı gününün ne zamana denk geldiğini unutabilir mi? tabii ki hayır. ancak ayette verilen mesajı muhammed nebi alıyor ve kadr gecesinin hangi gece olduğunu söylemiyor. çünkü bu gece özellikle bir gün değil. bu bir idrak süreci.
fecr suresi analizinde [Vizyoner Tefsir 11 - Fecr Suresi (İnsanoğlu)] ikinci ayete tekrar bakmanız gerekiyor, çünkü konu direkt olarak bununla ilgili. kadr gecesi, fecr 2'de şahitliği alınan 10 gecenin içindedir. her ne kadar hadis karşıtı olsak da, kadr gecesini ramazanın son on gününde arayın hadisini hatırlayalım. kadr gecesi doğrudan bu sorgulama sürecinin içinde yer almaktadır. direkt bir zamana işaret edilmemesi de o bu gecenin bir kutlama gecesine dönüştürülmemesi ve asıl anlamından koparılmasıdır.
kutlama ve anma problemi
kutlama ve anma problemi
çok ciddi bir problem. çok fazla tanıma gerek yok, herkesin bildiği şekilde bazı olayların kutsallaştırılarak ve belli bir zamana çıpalanılarak anlamının bozulması, değerinin kaybolmasıdır. örneğin kuran'da kandillerden hiç bahsedilmez ancak yine de tarih içinde bazı insanlar kendi çıkar grupları için bazı günlere özellik atfetmişlerdir. doğumgünü kutlamayı haram kabul eden radikal gruplar, hiç bilmedikleri ve anlamadıkları dilde bir şeyler söyleyip, kafa sallayarak bazı geceleri yücelttiklerini düşünürler. seslendirdileri kitabı anlamaya çalışsalardı doğumgünü kutlamanın haram olmadığını da meryem 15'ten bilebilirlerdi. bunu sadece dini günler olarak düşünmemek gerekir. seküler gruplar da aynı şeyi farklı üslup ile yapmaktadırlar. 25 yılı bilfiil cephelerde geçmiş bir büyük devrimci atatürkü, rakı masalarında anlamak mümkün müdür? kutlama anma problemi cahiliyye mekkesinde de vardı ve bu problemin önüne geçmek için nuzül sürecinin tahminimizce ikinci yılında bu sure indi ve bu problemin çözümü için bir aşama kaydedilmiş oldu.
ayete dönelim. "ma" mahiyet anlamına gelirse ayeti şu şekilde okumalıyız: idrak eder misin sen kadr gecesinin özünün ne olduğunu? mesaj açık, önemli olan kadr gecesinin özüdür. bu öz de fecr suresinin ikinci ayetinde şahit gösterilen 10 gecelik sorulama sürecinin ardından verilen bir hediyedir.
ayete dönelim. "ma" mahiyet anlamına gelirse ayeti şu şekilde okumalıyız: idrak eder misin sen kadr gecesinin özünün ne olduğunu? mesaj açık, önemli olan kadr gecesinin özüdür. bu öz de fecr suresinin ikinci ayetinde şahit gösterilen 10 gecelik sorulama sürecinin ardından verilen bir hediyedir.
konunun daha iyi anlaşılması için ileride analiz edeceğimiz bir ayeti şimdiden göstermek istiyoruz: duhan 4. ayet metnini okuyunuz lütfen: o gece, (iyi ve kötü) her iş ayrıştırılarak hikmetli bir hükme bağlanır. denmek isteniyor ki, o gece yani kadr gecesinde, iyi ve kötü, güzel ve çirkin, şer ve hayır birbirinden ayrılmıştır. şu anlama geliyor, kadr gecesinde ortak ve çoğulcu yaşamı var eden ve destekleyen eylemler/düşüncele, yaşamı kötürümleştiren eylemlerden/düşüncelerden ayrılmıştır. kadr gecesi bu ayrımın insana intikal etmesidir.
daha önce yorumladığımız fecr 2'deki şahitlik ile birleştirince şu hale geliyor: 10 gecelik sorgulama ve düşünme sonucunda insan, ortak ve çoğulcu yaşamın var edilmesi için yapılması gerekenleri ve yapılmaması gerekenleri farkeder. insanın değer (kadr) mekanizması o gece değişir ve ortak ve çoğulcu yaşam yönelir (hidayet-yönbulma). bu farkındalık ve yönelim insana yeni bir görev (yaşam var etmek) atar ve bu görev için güç transfer eder (allahın sabredenlerle beraber olması).
3. Leyletu-lkadri ḣayrun min elfi şehr(in)
3. ayetin türkçesi: kadr gecesi bin aydan hayırlıdır
3. ayetin türkçesi: kadr gecesi bin aydan hayırlıdır
yukarıda kadr gecesinin anlamını ve değerini analiz ettik. bu ayette de değerin fazlalığından bahsediliyor. 1000 ay = 83,33. ortalama bir insan ömrü. bu ayetle denmek isteniyor ki, bu geceye erişebilen bir insan ömründen daha hayırlı bir iş yapmış olur. tabii burada önemli olan o gecede farkedilenlerin (duhan 4'teki gibi) insan eylemleriyle de ispatlanmasıdır. şahitlik islam'da çok ama çok önemlidir ve hiç kimse sınanmadığı günahın masumu olmadığı gibi, hayalini kurduğu ama yapmadığı eylemlerin de mimarı değildir. bu yüzden sadece farkındalık ve hayal kurmak insanı iyi biri yapmaz, hayallerini gerçekleştirmek için farkında olduğu eylemleri yerine getirmesi gereklidir. kutlama-anma problemleri ve bugünlere duyulan manevi yakınlık insanı sanki hayalini gerçekleştirmiş ya da doğru tarafı seçtiği için kurtarılmış hissettirebilir. bu problemle karşılaşılmaması için muhammed nebi kadr gecesinin gerçekleşme tarihini arkadaşlarından gizlemiştir.
4. Tenezzelu-lmelâ-iketu ve-rrûhu fîhâ bi-iżni rabbihim min kulli emr(in)
4. ayetin türkçesi: o gece melaike ve ruh eğitici-öğretici allahın izni ile inerler de inerler, her iş/emr için
4. ayetin türkçesi: o gece melaike ve ruh eğitici-öğretici allahın izni ile inerler de inerler, her iş/emr için
bu ayette kadr gecesi ile ilgili bir bilgi veriliyor. ancak oldukça kapalı bir bilgi. kaldı ki bunu muhammed nebi'nin yoldaşları da pek anlamamışlar. peki anlamadıklarını nereden anlıyoruz. buradan: isra 85: sana ruh hakkında soruyorlar; de ki "ruh rabbimin emrindendir ve size bu konuda çok sınırlı bir bilgi verilmiştir.”. ayet metninde "sana ruhtan soruyorlar" yazıldığına göre demek ki sahabe bu ruh kelimesini anlayamamış. ayette ruh'un rabbın emr'inden olduğu belirtilmiş. bu ayette de "min kulli emr" ifadesi yer alıyor, dümdüz çevirirsek her türlü iş için demektir. ancak burada bahsedilen emr, dümdüz iş demek midir? tabii ki hayır. ayette rabbimizin emr'indendir denmiş, rabbimizin bir "emr"i var. bu "emr"de çeşitli işler var ve bu iler yukarıda spoiler verdiğimiz duhan 4'te söylendiği üzere tasnif edilmiş.
ayete dönelim. ayette tenezzelu fiili yer alıyor, inzal-enzal fiilinin pekiştirilmiş hali. yağmur-sağanak arasındaki fark gibi enzal-tenezzel arasında bir yoğunluk farkı vardır. bu yüzden bu kelimeyi inerlerde inerler diye çevirdik. kadr gecesinde melekler (melaike) ve ruh, rablerinin izni ile inerler de inerler, "kulli emr" için. kadr gecesinin bir farkındalık ve aydınlanma gecesi olduğundan bahsetmiştik. bu farkındalığın dünya zemininde vuku bulabilmesi için yani farkındalığın gerçekleşmesi için yani hayal edilenin yapılması için eylem dünyanızın da bu farkındalık ve hayal doğrultusunda genişlemesi ve güçlenmesi gerekir. daha doğrusu yapabilme kabiliyetini alması ve kapasitesini artırması gerekir. işte bu kabiliyet ve kapasite artırıcı şeye ruh deniyormuş. o zaman, ruh, paket program ya da uygulama (application) gibi bir şey olmuş oluyor. basitçe örnekleyelim: diyelim matematikte kümeler konusunu öğrenmek ve sınavdan geçmek istiyorsunuz. önce kendinize bakıyorsunuz ve kümeler konusunu tam olarak anlamadığınızı tespit ediyorsunuz (özeleştiri). sonra kümeler konusunu nasıl öğrenebileceğiniz konusunda düşünüyorsunuz (arayış). sonra, allah sizin bu özeleştiri ve arayışınızı ödüllendiriyor ve size konuyu anlayabilmeniz için matematiksel kapasite veriyor. ve gidip kitap alabilmeniz için de güç (melaike) veriyor. siz de kitaptan kapasitenizce çalışıp sınavdan geçiyorsunuz. muhammed nebi özelinde örnekleyelim: muhammed nebi önce dünyada gözlemlediklerinden rahatsız oldu, insanların acı çektiğini ve yaşamın bu şekilde devam edemeyeceğini anladı. bu rahatsızlık onu bir arayışa itti, bu yüzden hira mağarasına gitti ve her şeyi sorguladı. bir süre sorgulayan ve çözüm bulmaya çalışan muhammed nebi'nin bu arayışı allah tarafından ödüllendirildi. kendisine güç (melek=güç) ve yetenekler (ruh) bahşedildi. bu bahşedilenler ile muhammed nebi büyük bir devrimciye dönüştü, allah-insan-doğa ekseninde her şeyin yerli yerine oturabilmesi ve herkesin kendini doğru şekilde yaşayabilmesi için sömürücü müşrikleri ve başlarındaki tağutları devirdi.
insanları birer akıllı telefon gibi düşünelim. bu telefonun uygulama yüklenmemiş, konuşulmamış boş haline nefs diyebiliriz, yani biz kendimiz. telefonun kullanılabilmesi için, yani dünya zemininde eylemlerde bulunabilmesi için bazı programları ona yüklemeniz lazım. yukarıda analiz ettiğimiz ayetlerde geçen "emr" kelimesini, uygulama dükkanı (app store) gibi düşünebiliriz. bu app store'da her türlü iş için türlü türlü uygulamalar var. telefon, kendi talebi, emeği, arayışı doğrultusunda emr'den uygulamaları indiriyor. melaikenin de inmesini telefonun şarja sokulmasına benzetebiliriz. telefona uygulamalar yüklendiğinde ve şarjı da varsa artık o telefon kendi kodlarına (fıtrat) uygun bir şekilde kullanılabilir hale geldi. basit bir şekilde anlatmaya çalıştık, ayetleri analiz ettikçe bu konudaki detayları da verip kendimizi (nefsimizi) daha iyi tanıyabileceğiz.
5. Selâmun hiye hattâ matla’i-lfecr(i)
5. ayetin türkçesi: esenliktir/barıştır o, tan ağarıncaya dek
5. ayetin türkçesi: esenliktir/barıştır o, tan ağarıncaya dek
surenin son ayeti. pek fazla yoruma ihtiyaç duymayan bir ayet ancak yine de surede vurgulanan o ilk ayet paketini tekrar hatırlamakta fayda var: [Vizyoner Tefsir 2 - Alak Suresi (İkra - Oku/Anla)]. alak suresi ilk ayetinde emredilen şey ikra (oku/anla) idi. ayetteki hiye, alak suresi ilk beş ayetini gösteriyor. bu ayet grubu fecr oluncaya kadar esenliktir diye belirtilmiş. fecr yani tan vakti, artık insanlığın üzerindeki karanlığın (sömürücü kuvvetlerin) biteceğini anlatıyor. tan ağarıncaya kadar olan ikra süreci de, yani okuma/anlama sürecinin de barışı getireceğini söylüyor. öğrenmekten, gelişmekten pes etme; ikra süreci sana ve etrafındakilere barışı getirecek.
kadr gecesi yani kıymet-değer gecesi işte böyle bir gecedir. başında zorluk (sorgulama-arayış-emek) sonunda esenlik vardır. allah hepimizi kadr gecesini getiren arayışa yönlendirsin, kadr geceniz mübarek olsun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder