6 Mart 2025 Perşembe

İslam İle İlk Tanışma

İslam'ın karşısına ördüğüm duvarı başımı eğip yıkınca karşıma şimdiye kadar hiç tanımadığım bir şey çıktı. İslam'la ilgili içimdeki tüm bilgiler ikinci eldi. Çünkü henüz daha kuran'ı açıp bir bütün şekilde incelememiştim. Mesela çocuklarla evlenebiliyor, kafirleri bulduğun yerde öldürüyor, yöneticilere ve aile büyüklerine istisnasız itaat ediyor, düşünmeye gerek duymuyor ve hatta yeri geldiğinde bilime karşı duruyor, çağ dışı yöntemlerle şartları iyileştirmeye çalışıyordunuz. Günümüzde (eskiden) hristiyan şimdiki çoğunlukla dinsiz (ateist - agnostik) batı dünyasının günümüzdeki şartları oldukça iyiydi. Onlar hümanisttiler, ülkelerinde hukukun üstünlüğünü delen kişiler ve kurumlar yoktu, herhangi bir şeyi kutsallaştırmıyor ve düşüncelere ne olursa olsun önem veriyorlar ve kimseyi bastırmıyorlardı, özgür ve yaşanabilir bir dünya kurmuşlardı. İslam dünyası ise tam tersiydi; çocuk gelinler, tecavüzler, insanlık dışı cezalandırmalar, hukuksuzluk, yasasızlık, bazı insanların ve kurumların kayrılması, bilimsizlik, eğitimsizlik... Buraya bir sürü olumsuz şey yazarız. Bazen kendimi tuvalette düşmüş pırlanta yüzüğü arar gibi hissediyorum, parıltısından yakalayacağız umarım. 

Artık insanlara değil de fikrin kendisine bakabilmek amacıyla bir hazırlık yapmam gerekiyordu. Gerçek İslam'ı bulma yolunda bir sürü safsatayı da elemek gerekirdi. Karşıma çıkan bilgilerin kesin mi, safsata mı olduğunu nasıl bilecektim? Dünya tarihi boyunca ortaya çıkan filozofları ya da fikirleri reddetmeli miydim, yoksa onlar da bu düşünce-ahlak yapısının bir parçası mıydı? 

Ortada bir Kuran gerçeği var. Her ne kadar tam olarak emin olmasam da aklımda Allah'ın Kuran'ı koruduğuna dair bir bilgi var. Değiştirilmediği iddia ediliyor, her şeyin sahibi Allah'ın bizzat kendisi Kuran'ı koruduğu bilgisi zihnimde var (Hicr suresi 9. ayet-miş). Aslına bakılırsa belki bir de tanrı var mı yok mu denemesi de yazılabilirmiş ancak içimdeki yapıya bakınca ya da kafamı kaldırınca gördüklerim ve görmeyip bildiklerim bana tek bir yaratıcı var hissiyatını veriyor. Bu hissiyat konusunda Platon gibi düşünüyorum. Eğer içimde bir hissiyat, bir ruhsal ihtiyaç var ise ona karşılık gelen bir gerçeklik de muhakkak vardır. İslam'ı ve Kuran'ı inceledikçe bu hissiyatımı da rasyonel bir zemine oturtacağım diye düşünüyorum. Okuma yazma bilmediğim dönemlerde gittiğim kuran kurslarında Kuran'da yaş ve kuru her şeyden bahsedildiği de yer alıyor, bir ayette. Her şeyden bahsedilmişse, evren-insan-Allah ilişkisini de anlamak bu konudaki en büyük motivasyon. Kuran'ın değiştirilmiş veya tahrif edilmiş olmasını içinde bulacağım tutarsızlıklarla ilgili olduğunu düşünüyorum. Okudukça ortaya çıkacak ne de olsa her şey. 

Öncelikle nereden başlayacağımı tespit etmem gerekiyor. Kendime bir kaide seçmem lazım. Bu konuda tabii ki Kuran en büyük kaide ancak onun yanına hadisleri koymalı mıyım? Tasavvufçuların bambaşka yorum ve uygulama metotları var, onları dikkate almalı mıyım? Sadece Kuran'a bakacak bile olsam, Kuran'ı analiz aşamasında kullanacağım ekoller de birbirinden farklı ve bambaşka anlamlar türetebiliyorlar. Kendime yakışan şekilde en akılcı metotu seçmeye çalışıyorum. Bu arada bir ekolu seçmedim diye tamamen ona karşı olacak ve yazıp çizdiği her şeye de karşı olacak değilim. Hepsinden faydalanmayı umuyorum. Goethe'nin inşirah suresi yorumundan, İbn Arabi'nin evren-insan tasvirlerine kadar elimin uzandığı her yeri taramak hedefim. Sonucunda hakikati bulmak var, hayırlısı...

Atatürk diyanet işleri başkanlığını kurduktan hemen sonra bir Kuran tefsiri yaptırmak istiyor. Yakın dostu Mehmet Akif Ersoy'un önerisiyle Elmalılı Hamdi Yazır'a "Maturidi" akaidli bir tefsir yazdırıyor. Atatürk'ün karar verme mekanizmasına fazlasıyla güvendiğim için Kuran analizimi de Maturidi ekolle yapacağım. Maturidi ekol; Kuran analizinde aklı en üst noktaya koyup, bilimsel düşünce ve yaklaşımlara da kapı açan bir ekol. Akılcı ve bilimsel gelişmelere ve düşüncelere sırtımı dönemeyecek olduğumdan elbette bu ekol ile Kuran analizi yapmak en akıllıcası. Eğer var ise Allah'ın, ezberle-sevaplan ekseninde bir sınav ortamı yaratması Allah'ın kendine hakaret. En cahil insan bile durup düşündüğünde kendi yapısının ne kadar karmaşık olduğunu farkedebilir. Evrendeki her şey aşırı karmaşık. Bu karmaşıklığın içinde sade ve düz bir sınav olması beklenmemeli bence. Hem adil dedikleri Allah, beni bu coğrafyada yaratarak bana kıyak geçmiş olamazdı, madem adil, amazon ormanlarında yaşayan kabile üyesinin kabahati nedir? Ya da müslüman teröristler tarafından ailesi katledilen bir çocuğun İslam'a koyduğu sette kimlerin kabahati var. Madem Allah var, bu kadar kötülük neden var, neden izin veriyor tüm bunların yaşanmasına. Bunlar belki çok ilerideki, daha sonraları cevaplayabileceğim sorular; umarım bunların cevaplarını Kuran analizinde alabilirim. 

Sorular, sorular, sorular... İslam hakkında düşünmeye başladığımdan beri sorularımın sayısı artıyor da artıyor. Bu yolculuğa ilk başladığımda daha genel sorular var iken, özelleşmiş ve teknik cevapların beklendiği sorulara ilerlemem beni sevindirdi. En azından artık önümde bir yol haritası var. Stoacılıkla öncekilre göre daha bilinçli ve sağlam adım attığım felsefe evrenini çok sevdim. Maddi dünyada gidemediğim yerlerin ya da kaçırdığım zamanların artık pek de beni aşağıya çekemediği bir ruh haline geldim. Artık gidemediğim yerler değil, düşünemediğim kavrayamadığım şeyler beni daha kötü hissettirecekti. 

Ya Allah Bismillah diyerek dalıyorum. Elmalılı Hamdi Yazır'ın Hak Dini Kuran Dili adlı 10 ciltlik Kuran tefsirini aldım. Tamamen bu tefsire bağlı kalmayacağım, birçok araştırma yaptım ve bazı isimler meydana çıktı. Mehmet Okuyan tefsiri ve Mustafa Öztürk tefsiri de en çok yararlanacağım tefsirler arasında, ha bir de Mustafa İslamoğlu tefsiri. Mehmet Okuyan'ın sade çevirisi ve Mustafa Öztürk'ün tarihselci bakış açısı ayetleri yorumlarken dar bir çerçeveye sıkışmamı engeller diye düşünüyorum. Bir yandan tasavvufçulara da bakasım var. Gerçi tasavvufçulardan da hızla soğuyabilirim çünkü sistematikleştirdikleri herhangi bir şey yok, hisler ve ayakları yere basmayan terimler. Beni yıldırana kadar onlardan da faydalanacağım. İbn Arabi'yi merkeze koymuş, akılcı ve modern olduğunu düşündüğüm bir kesimden oldukça fazla taraftarı var, boş şeyler söylüyor olamaz diyerek Cemalnur Sargut'a da bakacağım. 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder